Fransız slapstick komedi örneği Rumba’nın vizyona girmesiyle birlikte komedinin ilk alt türü slapstick komedinin önemli ürünlerine bir göz attım. Sessiz sinemada ‘devrim’di, şimdilerde ise ‘eski’ olarak anılıp yenilenmeye çalışıyor alt tür.
Sessiz sinemada Charlie Chaplin, Fatty Arbuckle, Buster Keaton, Norman Wisdom gibi oyuncuların varlığıyla ortaya çıkan, fiziksel hareketlere dayalı komedi alt türü slapstick komedi, kolay kolay etkisini kaybetmedi. Zira 30’lu ve 40’lı yıllarda Marx Kardeşler, Laurel-Hardy, Abbott ve Costello gibi diyalog odaklı komedi ekipleri doğsa da bunlar da o komedi eğiliminden espriler çıkardılar. Slapstickin kaynağı aslında İtalyan tiyatrosu ‘Commedia Dell’Arte’ydi.
Sinema tarihi boyunca Peter Sellers, Kemal Sunal, Jacques Tati, Jim Carrey, Şahan Gökbakar gibi fiziksel komediyi benimseyen sayısız oyuncu üredi. 2000’lerde ise slapstick komedi, Farrelly Kardeşler’in katkısıyla tuvalet komedisine transfer edildi. Mike Myers sayesinde ise kistch bir dünyayla onurlandırıldı. Çocuk filmlerinde de karşımıza çıkmaya başlayan alt türün işte on önemli filmi...
1-Modern Zamanlar (Modern Times) (1936)
20. yüzyılın başında sanayi devrimine yeni geçildiği dönemlerde, ‘fabrikalar’ ile ilgili çeşitli film üretildi. Charlie Chaplin de hem yazıp hem oynadığı bu filmlerden birinde, her zamanki gibi alt sınıftan bir karakteri canlandırıyordu. O da fabrikaların makinelerinin arasında metaforik anlamda ‘sıkışmış’ bir karakteri slapstick öğelerle kavramasına yol açıyordu. Zira karakterimiz, o işleyen tekerlek şeklindeki dişlilerin üzerinde bir oradan bir oraya savruluyordu. Sonuç ise tutuklanmasıydı. Chaplin’in bu filmi modern dünyanın en zekice taşlandığı yapıttır.
2-General (The General) (1926)
Slapstick komedi oyuncusu Buster Keaton’ın en çok bilinen ve takdir edilen filmi, yönetmen olarak da onun imzasını taşıyor. Bir makinistin çalınan treninin peşine düşmesini, sakarlıklar ve salaklıklarla dolu ‘fiziksel komedi’ öğeleriyle anlatan bir sessiz sinema örneği bu. Keaton’ın ‘tren’in altını üstüne getirdiği film olarak da anılabilir.
3-Bay Hulot’nun Tatili (Les Vacances de M. Hulot) (1953)
Fransa’nın slapstick komedyeni Jacques Tati’nin en önemli filmi, Bay Hulot karakterinin sinemaya girişini müjdeler. Zira bundan sonra onun maceralarını anlatan 1958, 1967, 1971 tarihli üç devam filmi daha çekilmiştir. Hiç konuşmayan sessiz bir adam olan Bay Hulot, mizah anlayışının sessiz sinema dönemindeki çıkışına bir saygı niteliğindedir. Burada da bir yaz beldesindeki otele gelen karakterimizin sakarlıklarıyla ortalığı birbirine katması anlatılır.
4-Pembe Panter (The Pink Panther) (1963)
Sakar bir dedektifin, Müfettiş Clouseau’nun hikayesi, Peter Sellers’ın sahne kimliği ile sergilenir. Karakterimiz burada her zamanki gibi ‘Pembe Panter’ elmasının hırsızını yakalamaya çalışıyor. Sonuç ise elbette sakarlıkların yarattığı tesadüfleriyle pozitife dönüyor her zamanki gibi. Filmin yönetmeni de Blake Edwards elbette. Zaten bu ajan parodisi serisi, bu ikiliyle beş olmak üzere toplam sekiz devam filmi, iki de yeniden çevrimle onurlandırıldı.
5-Şaban Oğlu Şaban (1977)
Şaban karakteri, slapstick komedinin en uğrak yerlerinden biridir. Aynen Kemal Sunal’ın ‘Sakar Şakir’ örneğini verebileceğimiz diğer karakterlerinde de olduğu gibi. Burada da Şaban, hem askerde, hem gizli görevde, hem de sevdiği kızın peşinde çeşitli sakarlıklar ve aptallıklar yapıyor. Bu yolda da camdan düştüğü sahne, çadırda telefon indirdiği sahne, bomba attığı sahne ve daha nicesi Kemal Sunal’ın sahne kimliğini temsil ediyor. Karakterin en ‘fazla seçenekli’ işlevi de burada kuşkusuz...
6-Budala Dedektif (Ace Ventura: Pet Detective) (1994)
Jim Carrey’nin bir slapstick komedi karakterini başlattığı bu yapıt, sonradan birçok filme de esin kaynağı olmuştur. Bunların başında “Recep İvedik” gelir. Tom Shadyac’ın yönetip, Courteney Cox ile Sean Young’ın da rol aldığı film, bir yıl sonra bir devam filmiyle de onurlandırılmıştır. Jim Carrey’nin abartılı ve fiziksel mizahı benimsediği dönemin hala en unutulmaz karakteridir Budala Dedektif. Bütün dedektiflerin bir parodisidir aslında! Sosyal sorunlarla mücadeleyi ‘komedi’ye çevirmesi de Chaplin’in eğilimini devam ettirdiğini kanıtlar.
7- Steamboat Bill Jr. (1928)
Buster Keaton’ın ‘cansız’ yüz ifadesi en çok sergilediği filmlerden biri. Adeta Kemal Sunal’ın ‘Sakar Şakir’ karakterinin en önemli esin kaynağıdır diyebiliriz. Zira denizci babasının isteğiyle bir kıyı kasabasına gelen Steamboat Bill Jr., orayı yerlebir edip filmi sonlandırıyor burada. Sakarlık meselesinin slapstick komedideki en uç noktalarından biri!
8-Altına Hücum (The Gold Rush) (1925)
‘Tramp’ olarak anılan Chaplin, bu sefer bir dağa altın arayışına gidiyor. ABD’nin politik dünyasını eleştiri yağmuruna tutan bu yapıt, ‘altın’ı güç olarak konumlandırıp çok şey söylüyor. O zamanların ‘bedava hazine’ peşindeki dünyası için çok şey anlatıyor kuşkusuz...
9-Parti (The Party) (1968)
Bir partiyi birbirine katan Hintli bir Peter Sellers! Üstelik bir sinema oyuncusuna benzediği için oraya buyur edilince olanlar oluyor! Fil, tuvalet gibi esprilere (gag) yola açan öğeler ile Sellers’ın yemek masasında oturduğu tabure, bu slapstick komedinin ana malzemeleri arasında başı çekiyor. Blake Edwards’ın da oyuncuya alan açan yönetmenliği en önemli noktalardan biri elbette.
10-Bean (1997)
Rowan Atkinson, İngiliz komedi ekolünden gelse de slapstick komediyi benimsemesiyle kendine bir kitle yarattı. Bu da 90’ların TV serisi Bean’in ilk sinema filmi. Sonradan seride bir de devam filmi üredi. Burada fazla belaya yol açmasın diye Los Angeles’ta bir müzeye gönderilen Ulusal Kraliyet Müzesi’nin görevlisi karakterimiz, ortalığı birbirine katar. Müzenin küratörü de müze de ondan nasibini alır. Hiç konuşmaması da sakarlıklarının yanında ‘kalp’i de olduğunu vurgular. Zaten slapstick komedi kahramanlarının duygusal tarafı da her zaman vardır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder