6 Haziran 2009 Cumartesi

EN İYİ 10 KIYAMET SONRASI BİLİMKURGU

EN İYİ 10 KIYAMET SONRASI BİLİMKURGU

Bu hafta vizyona giren “Terminatör Kurtuluş”, özünde ‘kıyamet’ kavramının sonrasını taşıyan bir serinin ilk ‘kıyamet sonrası bilimkurgu’ örneği olarak dikkat çekti. Peki bundan önce sinemada böylesine distopik dünyalardan hangileri öne çıkmıştı?

Her dönemde politik atmosfer ışığında dışarıdan gelen tehdide istinaden üretilen ‘kıyamet sonrası bilimkurgu’ alt türü, dünyanın sonunun gelmesiyle birlikte yaşananlara odaklanır. Genelde kaos, yalnızlık, yabancılaşma ve ilkel savaşlar hakimdir bu filmlere. Bu sebeple de savaş sahneleri ya da kovalamaca sahnelerinin yoğun hakimiyetinde geçer bu eserler. Böyle olunca da aksiyon, bilimkurgu ile ister istemez iç içe geçer.

Zombi filmleri ve felaket filmleriyle de akraba olan alt tür, birinin drama, diğerinin korkuya ait olmasıyla birlikte kendini bilimkurgunun ellerine teslim eder. Tabii her serinin bütün örneklerinin bu alt türe ait olma zorunluluğu da yoktur. Örneğin “Terminatör” filmlerinin ilk üçü ‘zaman yolculuğu filmi’, yenisi ise ‘kıyamet sonrası bilimkurgu’dur. Mad Max serisinin ise birincisi ‘psikolojik-gerilim’e, ikincisi ise bu alt türe girer. İşte sinema tarihinde az ve öz gördüğümüz tür örneklerinin en kilit 10 tanesi...

1-Maymunlar Cehennemi (Planet of the Apes) (1968)

Zaman yolcuğu filmi ile ‘kıyamet sonrası bilimkurgu’ alt türünü iç içe geçiren yapıt, aslında başlı başına bir gezegen yaratır. Ama bu, maymunların insanların yerine geçtiği dünyamızdır. Film, hem bu yönüyle, hem de sonundaki sürpriziyle çığır açmış ve alt türün geleneğine zekice yaklaşmıştır. Bu esere sonradan bir de Tim Burton imzalı devam filmi çekilmiştir.

2-New York’tan Kaçış (Escape from New York) (1981)

Karantinaya alınan New York’a yollanan Kurt Russell’ın canlandırdığı Snake’in, Amerikan başkanını kurtarma çabasına uzanır. Alt türün içine aksiyonun girdiği ilk filmlerden. John Carpenter imzalı bu yapıtta, suç oranı yükseldiği için karantinaya alınan New York portresinin içine bir mahkumun girmesiyle birlikte yaşananlar anlatılıyor. Yani insan hayatının değerinin kalmadığı, anti-kahramanların ve boşluğun ön planda olduğu hayali bir gelecek portresi var burada! 1997 yılında geçen filmin bir de “Los Angeles’tan Kaçış” (1996) devam filmi olduğunu ekleyelim. Yine Carpenter-Russell ikilisinden...

3-Rüzgarlı Vadi (Kaze no tani no Naushika) (1984)

Dünyada kalan tek insan klişesi sonradan bütün alt tür filmlerine sıçramıştır. Buradaki de bunun en belirgin ve öncü örneklerindendir. Prenses Nausicaa’nın kıyamet sonrası dünyada tarlalarla yaşarken, ormanda olup bitenle mücadelesi öne çıkarılıyor. Miyazaki’nin animesi, alt türün mihenk taşlarından biri. Hem animasyonlarda, hem de sinemada. Dünyası, nihilist felsefesi, mitik alt metinleri ve politik duruşuyla...

4-Şarküteri (Delicatessen) (1991)

Sinema tarihinin en yaratıcı alt tür örneklerinden. Jean-Pierre Jeunet ile Marc Caro imzalı yapıt, bir şarküterinin üstündeki apartmanın bireyleri arasında geçer. Bu apartman, dünyanın son apartmanıdır ve yeraltında yaşayanlar tarafından tehdit edilmektedir. Tabii “Şarküteri”de de insan eti yenmektedir! “Kayıp Çocuklar Kenti” ile “Amélie”nin yaratıcılarından çarpıcı bir eser!

5-Akira (1988)

Anime ustalarından Katsuhiro Otomo’nun ilk filmi, bir felaketle başlar. Nükleer savaşa eleştirel bir bakış atar özünde. Ardından bir motosiklet çetesi ile hükümet görevlisi Kaneda arasındaki mücadeleye odaklanır.

6-Çılgın Max 2: Yol Savaşçısı (Mad Max 2: The Road Warrior) (1982)

Max’in ilk filmde öldürülen ailesinin öcünü aldığı suç çetesi, bu sefer yerini komün halinde yaşayan insanlara bırakıyor. Max artık bir süper kahraman halini almış neredeyse. Bir grup masum insana yardım ediyor. Aksiyon, bilimkurgudan önde elbette. Ancak Avustralya’nın uçsuz bucaksız çölleri de önemli bir konumda.

7-Terminatör: Kurtuluş (Terminator: Salvation) (2008)

Dünyanın 2018 yılındaki halinde bir ‘kıyamet sonrası’ tablosu. Kıyamet günü gelmiş, Skynet kontrolü ele almış. John Connor ise direnişçilere yön veriyor. Aksiyon ön planda. Tipik bir ‘esas kahraman’ yok. İyi-kötü adam ilişkisi farklılaşmış. Beklenenden ötesi var! Serinin devamı da gelecek, uyarmadı demeyin!

8-12 Maymun (12 Monkeys) (1995)

Terry Gilliam’ın filmi kıyamet sonrası dönemden geçmişe gönderilen bir adamın (Bruce Willis) hikayesine uzanıyor. 12 Maymun olayıyla birlikte dünyadaki kıyamet portresine bir bakış atıyor. Kıyamet sonrası dönemin sadece ‘bilim’ odaklı bir süreç olduğunu görmemiz de bir hayli kendine özgü bir bakış açısı getiriyor filme. “Terminatör” ekolünden bir ‘kıyamet sonrası bilimkurgu-zaman yolculuğu filmi’ kırmasıyla karşı karşıya olduğumuzu da ekleyelim.

9-Le Dernier Combat (The Last Battle) (1983)

Luc Besson’un ilk filmi. Sessiz, diyalogsuz ve siyah-beyaz. Bunun nedeni de nihilist bir gelecek portresi sunma arzusu. Zira bir karakterin yalnızlık hikayesini ‘kıyamet sonrası bilimkurgu’ atmosferiyle perdeye aktarırken, hem deneyci, hem yenilikçi, hem de etkileyici olmayı becerebiliyor.

10- Vol.i (Wall.E) (2008)

Özellikle ilk bir saatlik kısmında çöpçü bir robotu, kıyamet sonrası bilimkurgu atmosferine düşürmesi bir hayli yenilikçi. Zira sinemada o zaman dilimini daha önce ‘insan’sız görmemiştik! Üstelik buradaki kapitalizm eleştirisi yapan bir ‘temizleyici’ robot! Ancak sonradan aldığı halle alt türün dışına taşıyor. Buna karşın, bunu alt tür örneği olarak benimseyebiliriz.


Hiç yorum yok: